
Fırtınaları özlüyorum,
Ey baştan ayağa Aşk olan..
Yağmurlara gizliyorum gözlerimi,
Gözlerimi açıyorum yoksun,
Kapatıyorum acıyor ruhumİn aşk-ı kemâl estü kemâl estü kemâl Vîn akl-i hayâl estü hayâl estü hayâl

Benim için bir şey yap, çık şöyle eski günlerde ki gibi yağmurda, bir tur at. Yüzünü kaldır gökyüzüne yağmur suyu iç birazda, ellerin ceplerinde olmasın ama..
Benim için bir şey yap, bir kızla konuş mesela, bir fıkra anlat arkadaşlarına, mahallede ki çocuklara merhaba de, kaybettiğin masumiyetin anlamasanda..
Bir şeyler yap benim için ama öyle körü körüne bir duygusallıkla değil, içini acıtacak bir gerçeklikle, dönüp arkanı gitmek gibi, biliyorsun çoktandır ne gidişlerin oldu nede dönüşlerin..
Bir şey yap benim için ey Ömrüm, yitirdiklerimin hesabını yapmaktan bitkinim..

O bütün bunların dışında mavi yürekli bir dilberdi, Bilemezdi onu nasıl sevdim, nasıl terk ettim ve daha fazlası.. Ama bende bilemedim, hangi şarkıda karşıma çıkacak, hangi şarkıyla vuracak beni böyle.. Yıkık kalırım diye düşünemedim..
Sonra hayalin rahat sularına vurdun kendimi, karşımda mavi saçlı bir sen.. Dualarla durdum yoluna.. Aşk hiç bilmediğim bir dilmiş, Özür diliyorum Allah’ım bütün cüret ettiklerime.. Mavi saçları denize karıştı, gözlerim bakmaktan yorgun, bir sevda hikayesini nasıl yazabildim böyle, bilmediğim bir dilde..
Bütün bunların bitti bir yerde, şarkının ömrü bitince… Her şey dönerken yerli yerine, mesela şu masa masalığına, şu telefon telefonluğuna, ben bedbahtlığıma.. Her şey ararken aslını şu esnada ve tabi ki bu yazıda.. Ben hala hayretteyim, elimde neden mavi kaldığına…

Seslerin hüznü yetmez oldu ayrılığa,
Yoruldu yüreğim, hırpalandı..
Gel bir omuz ver acılarıma..
Ömrüm gelincik tarlasında bir rüzgar,
Bir an duyuyorum kokusunu, bir an değiyorum ona,
Acıyor içim bir an, bakıyorum kalmış oda arkamda..
Sen gelincik tarlasında, kırmızılığı açtığı yaralarımdan,
Ben onun peşinde koşmaktan perişan..
Kemanın tellerine geçiriyorum yüreğimi, kurtulurum diye yangınlarından
Not: Farid Farjad dinlerken yazılmıştır...

Onu unut dedi..
Bildik konuşmalardan uzakta,
Ve dalıyorken ay bulutlara..
Elimi tuttu, beni unutma dedi..
Bir sen, bir de o kalsa bu hayatta
Bir rüzgar alıp götürse aklını,
Beni gözlerinde tut unutma..
Yollar boyu sıkıntılar çeksen,
Yıllar boyu gün görmesen,
Bir sabah pencereni aç, beni unutma
Sözlerin ne anlamı var ki hayatta ?
Bakışlar da yeter dersen aşkı anlatmaya,
Her aşkınla bir kerecik beni de an, unutma
Susuz çöller gibi gelirse bu büyük şehir,
Bütün zamanlar senden yana uzun uzunsa
Mecnun desen, Leyla desen sanki hep yanında
Selamlarımı söyle onlara, unutma
Bir çığlık olursa gözlerin, seslerin hep intizar
Neler çektiğim gelsin aklına
Bir Ahh ile bana bırak hepsini, unutma.. .

Ah yemyeşil çayırlar da,
Ah zaman dolanırken ayaklarımıza,
Sen duru güzelliğini sürerken ömrümde,
Yakarışlarım duyulmaz oldu, bu kadar yakınlığında
Ah, özü özüm, gözü yüreğim, nefesi ateşim…
Ben sana hiç yüz çevirmedim, çeviremedim..
Ah başımın ağrısı, çaresizliğim..
Sen beni nerede bıraktın, ben nasıl böyle acıdım ?
Ah sesinde martılar uçan dilber,
Ah senin aşkını Musa’da bulduğum,
Yusuf’a sorduğum, İsa ile yola çıkıp,
Muhammed deyince yüreğimi durdurduğum…
Sözlere güvenmez oldum artık,
Şiirler daha tatsız, seni düşündüğümde,
Ah mihrabım, deme bana “Bu sana nereden geldi” diye
Ah kaderim, “Bu Allah katındandır” "Zira O dilediğine hesapsız verir”

Sabret sabahı bekle,
Papatya renk sokaklara açılsın penceren
Bırak..
Yağmurlarda selam dursun odanda,
Yarın her başka günden güzel olacak,
Çiçeklerin saksıda rahat,
Balkonun güneşin altında neşeli,
Yüzün aynada, aynadan daha güzel,
Sabret ama sabahı bekle..
Bir karabasan gecedir yaşadığın,
Umut et sabah bekle,
Düşüncen başında dertli bu gece,
Göreceksin yarın, sevdan daha rahat kalbinde..
Yattığın yer senin değil sanki,
Bu ellerin, onu tutan ellermiydi ?
Bu gece rahat değil için içinde
Ama yarın var, umut et ve sabahı bekle..
İlk hecesinde gece yağarken her yere,
Sabret sabahı bekle, yağmurdan sonra nemin rahmeti kalacak sana..

Çatladı atıldı bir başka aleme..
Işıl ışıl parladın ve gönül sarhoş oldu..
Yaklaştın ve geceler kayboldu…
Dinledim yıkılırken bütün alem, sesleri,
Ruhum salındı, beden ayağa kalktı,
Adından zikirlerle yepyeni bir alem varoldu..
Gözümde başka bakışlar, içime cennetten kokular yayıldı..
Hala bir parçam ayıkken, söyleyemem gerçekleri,
Yine de bilmek lazım, kimin sebebi bu, kimin gerçekliği ?
Gözlerine bakamaz ki bir insanoğlu, benim gibi
Bu yüzden ruhumda hem cennet’in hem cehennemin izleri..

Eski bir fotoğraf gibi yüzün,
Bir yarısında neşe var bakarken bana,
Bir yeri siyah beyaz hüzün..
Kalbin ne kadar çok kırılmış,
Elini uzatırken korkunun sebebi bu mu?
Sana, sevdan beni yanlış tanıtmış…
Yüzümde çizgiler belirginleşti iyice,
Çoktandır yağmurda da yürümüyorum..
Bekleyişin çileden başka nedir ömrüme?
Eski bir fotoğraf gibi sevgimiz,
Baktıkça şimdi, yoruluyorum yalnızlığımdan..
Ayrıyken dinmez kimsesizliğimiz..
Not: Soledad Bravo - Violin De Becho dinlerken yazılmıştır..
.jpg)
Bütün acıları içinde tutan bir tek adın,
Bütün yalanların gizlediği yalnızlığın..
Korkma umut et,
Ne kadar ki yaşadığın ve bıraksalar daha ne kadar yaşarsın ?
Bütün sevdalardan büyük vuslatın,
İç çekişlerimle güzelleşen senin şarkın,
Durma devam et,
Belki bir daha dinleyemem, vakti çünkü ayrılığın…
Tek tek ismini bilirim geçtiğin sokakların,
Tek tek harflerini çekiyorum , zikir gibi dilimde adın…
Yaklaş ve hayal et..
Peşimden gelmezsen, korkuyorum bir anlamı olmaz hayatlarımızın..

Başka yerde olsaydı seninle, başka çimenler yerlerde, başka kuşlar hayallerimizde… Başka bir ben olsaydı sende, başkası olsaydı bende ama sen olsaydın, ama ben kalabilseydim.. Başka hasretlere sarılmasaydık böyle, başka umutlar kirletmeseydi bizi hayallerde..
Başka yerde olsaydı seninle, başka insanlar içimizde, ama sen durabilseydin başka hasretler aklımızı çelince… Umut etmeyi ne zaman bıraktık, sorusu bile zehir kalbime … Ey Sevda, benden gitme, benden gitme…

Sesini bırak gel yoruldum yaşamaktan.. Unutulmuş ve kurutulmuş defter arasında, yaşamak bir günün askısında, yoruldum..
Sonra yürüdüm peşine, hızlı hızlı akıyorken henüz hayat damarlarımda.. Tutundum sevgilinin yeleğine, aşk içimde, yakan korkutan bir ırmak… Behey sevda var git işine, ne derdin varsa git sevgiliye sor.. Beni bırak, yoruldum onun gözlerinde…
Gözlerini bırak, anlamlar yüklemekten yoruldum.. Unuttum hangi sevda vardı heybesinde, hangisini seçip giymişti üstüne.. Sözlerini bırak düşünmekten yoruldum, ellerini bırak hasretlerden yoruldum.. Behey sevda, bende işin ne ? İşte başka o başka gökyüzünün güneşi, açıyor durmadan, başka yeryüzünde hayat veriyor başka çiçeklere ..
Behey sevda… Var git işine, bende bir kalp kaldı, onu da veremem kimseye…