Akşam iniyordu perde perde,
Yorgun yağmurlardı onlar,
Ahh sen, gecede ışıl ışıl yağmurlar,
Bitmemiş bir sigarada dumanlar
Ve ahh sen, gözlerindi onlar ve hayalin…
Ne zaman düştüm ben Aşk’a,
Bu yanmalarmıydı onlar…
Hasretsiz bir ayrılıkta, umut umut gezdiğim zamanlar..
Suretini bilemedim, sevdadanmıydı onlar,
Ne kadar çeksem, eremedim,
Gözlerimde perdelermiydi ki onlar?
Ama daha da düşmedim
İçimde için için yağmurlar…
Sır dedim sustum,
Anlaşılmış ama şiirlerimden anlamlar
Ahh sen eksik bir hayattanmıydı
Yoksa gerçeksiz bir hayal mi yaşananlar…
Düşündüm bilemedim,
Ne kadar yükmüş bana bu sorgular,
Akşam iniyordu perde perde,
Kalbimde bezm-i elest’ten hatıralar…
18 Şubat 2008 Pazartesi
14 Şubat 2008 Perşembe
10 Şubat 2008 Pazar
Sen ne çoksun ömrümde
İşe giderken geçtiğim köşe başında
Duvara yazılmış gördüğüm -Aşkımsın-
Yada hergün bindiğim otobüste
O erkek ve kızın gözünde ki bakışsın,
Dinlediğim şarkılarda, yazdığım şiirlerde
Okuduğum kitapta, giydiğim kazakta
Ne kadar çoksun,
Sevdiğim tüm kızları senin için sevdim
Bir şey vardı senden,
Kimi gülünce sendendi,
Kimi ağlayınca,
Kimi sevince sendendi
Kimi bir şeyler verince…
Sen bir şeylersin bende,
Sevince sen geldin aklıma,
Seni sevsem böyle severdim..
Nefret edince, korktum senden
Benden nefret edermiydin ?
Bir şeylersin içimde, başı sonu yok …
Uzak bir okyanus, kokusu kalbimde,
Ne güzel bir güfte, çok eski bir besteyle
Bitmemiş bir hikaye, bitmeyecek de bu gidişle
Sen bir yangınsın içimde
Ben ateşten habersiz…
İşe giderken geçtiğim köşe başında
Duvara yazılmış gördüğüm -Aşkımsın-
Yada hergün bindiğim otobüste
O erkek ve kızın gözünde ki bakışsın,
Dinlediğim şarkılarda, yazdığım şiirlerde
Okuduğum kitapta, giydiğim kazakta
Ne kadar çoksun,
Sevdiğim tüm kızları senin için sevdim
Bir şey vardı senden,
Kimi gülünce sendendi,
Kimi ağlayınca,
Kimi sevince sendendi
Kimi bir şeyler verince…
Sen bir şeylersin bende,
Sevince sen geldin aklıma,
Seni sevsem böyle severdim..
Nefret edince, korktum senden
Benden nefret edermiydin ?
Bir şeylersin içimde, başı sonu yok …
Uzak bir okyanus, kokusu kalbimde,
Ne güzel bir güfte, çok eski bir besteyle
Bitmemiş bir hikaye, bitmeyecek de bu gidişle
Sen bir yangınsın içimde
Ben ateşten habersiz…
7 Şubat 2008 Perşembe
5 Şubat 2008 Salı
Hiç kimse bilmez ...
Hiç kimse bilmez sevdalıyım sana ben ... Hanımeli kokulu sokaklardan geçerdin, utanırdım sana bakmaya, gözlerin gözlerime değer de yanar kavrulurum diye ... Kavruldum, hiç kimse bilmez .
Her gün sen varsın diye, güzelleşti sıralar, dersler sıkmadı, öğretmenleri sevdim ilk kez ... Hergün varsın diye bu kadar güzel günler, haftalar, seninle bakınca dünyaya anladım ... Hiç kimse bilmez ...
Seni sevdim ben, kendime ait olan dünyada, sen bile bilmeden ... Yağmurlar yağdı, güneş açtı, soğuk oldu ... Bir bardak çaya bastım soğuğu, gözlerime bağışladım yağmuru, ağladım ... Hiç kimse bilmez ...
Bir sabah kapımda gördüm seni, merhaba diyordun solgun yüzünde keder ... Küçük bir zarfın içinde bir kart, ön yüzünde bir resim arka yüzünde şiir ... Bu gelin sensin dedim, peki bu damat kim ... Yüzü öne düştü, cebinden bir mektup çıkardı al dedi, bekleyemedim daha fazla, bu mektubu ben gidince oku ...
Gidince açtım mektubu, Hiç kimse bilmez yazıyordu, sevdalandım ben sana ... Ama gelmeyeceksin anladım, umutlanamam daha fazla ...
Ben onu sevdim 2001 baharında hiç kimse bilmez, bir kuşlar bilir bir de denizler, onlarda söylemez ...
Hiç kimse bilmez sevdalıyım sana ben ... Hanımeli kokulu sokaklardan geçerdin, utanırdım sana bakmaya, gözlerin gözlerime değer de yanar kavrulurum diye ... Kavruldum, hiç kimse bilmez .
Her gün sen varsın diye, güzelleşti sıralar, dersler sıkmadı, öğretmenleri sevdim ilk kez ... Hergün varsın diye bu kadar güzel günler, haftalar, seninle bakınca dünyaya anladım ... Hiç kimse bilmez ...
Seni sevdim ben, kendime ait olan dünyada, sen bile bilmeden ... Yağmurlar yağdı, güneş açtı, soğuk oldu ... Bir bardak çaya bastım soğuğu, gözlerime bağışladım yağmuru, ağladım ... Hiç kimse bilmez ...
Bir sabah kapımda gördüm seni, merhaba diyordun solgun yüzünde keder ... Küçük bir zarfın içinde bir kart, ön yüzünde bir resim arka yüzünde şiir ... Bu gelin sensin dedim, peki bu damat kim ... Yüzü öne düştü, cebinden bir mektup çıkardı al dedi, bekleyemedim daha fazla, bu mektubu ben gidince oku ...
Gidince açtım mektubu, Hiç kimse bilmez yazıyordu, sevdalandım ben sana ... Ama gelmeyeceksin anladım, umutlanamam daha fazla ...
Ben onu sevdim 2001 baharında hiç kimse bilmez, bir kuşlar bilir bir de denizler, onlarda söylemez ...
2 Şubat 2008 Cumartesi
AŞK
Efza'ya
Sonra şarkılar söyledi sevgiliye hüzzam makamında… Makam Aşk’tı, o perdeden konuşunca, kız sustu, sustu söylediği şarkıları dinledi.. Dinlemek kalple olunca, yerküre eridi… Bilinmeyen bir mekan oldu Aşk, sevgililerin gözlerine serildi. Orada kuruldu yeni bir alem, sevgili hükmetti, seven boyun eğdi…
Ben dedim, sana özendim, kimdeyse Aşk gidip almalıyım onu ondan, ekmeliyim göğsümün en nadide yerine, seni koyduğum yere… Aradım her yerde, bir yanımda ağrıyan sen, bir yanımda Aşk isteği .. Eğer ömrü güzelleştiren bir dertse aşk, meyhanelerdedir, dedim.. Fakat kadehlerin parlaklığında, ruhların sıkışmışlığında bulamadım… Bir yanım hayallerin sükutu oldu, bir yanım sen…
Sen varlığımdan beri benimle olan, bakınca hep daha fazlasını beklediğim ve hep daha azıyla yetindiğim… Sen bir yanım -hep ağrıyan yanım- susunca kalbimden dinlediğim, konuşunca illa senden bahsettiğim, sen mor sümbüllerin kokusu, düşüncemin sorusu ve belki aşkın korkusu… Sen varsın diye mi yok Aşk…
Sonbahardı, kuşlardan uzak, yapraklardan uzak… Gittim, bakışında hüzünler bırakarak.. Bir yanımda ağrı, sen… Bir yanımda, acı bir tat.. Bakınca, yalnızlığımdan ekilmiş bir tarla, bir susuzluk, ömrüm çöl olmuş vahanın içinde.. Sözler taşımıyor artık o tınıları, dizeler ahengini yitirdi artık.. Şiirler kelimelerini tanımıyor, kalemler küsmüş kalbe… Bir yanım, cehennemlerde günahkar, bir yanım gidenin arkasından yakılan ağıtlar…
Sevgili şarkılar söyler mi şimdi, hüseyni makamında ? özendiğim Aşk’sa neden bilemedim, ona bakınca ? Dedim bendeymiş Aşk, söküp aldım onu gözlerimle, onun bakışında hüzünler tutsak…
Şimdi ateşler başımda, sevgili benden uzak… Gel bana şarkılar söyle, sanki kerbela’da kalbim, çatlayacak..
Artık benim olsun hüseyni makamı, Sevgili görünceye davamı …
Sonra şarkılar söylendi, suz-i dil makamında… Makam yanmaydı …
Sonra şarkılar söyledi sevgiliye hüzzam makamında… Makam Aşk’tı, o perdeden konuşunca, kız sustu, sustu söylediği şarkıları dinledi.. Dinlemek kalple olunca, yerküre eridi… Bilinmeyen bir mekan oldu Aşk, sevgililerin gözlerine serildi. Orada kuruldu yeni bir alem, sevgili hükmetti, seven boyun eğdi…
Ben dedim, sana özendim, kimdeyse Aşk gidip almalıyım onu ondan, ekmeliyim göğsümün en nadide yerine, seni koyduğum yere… Aradım her yerde, bir yanımda ağrıyan sen, bir yanımda Aşk isteği .. Eğer ömrü güzelleştiren bir dertse aşk, meyhanelerdedir, dedim.. Fakat kadehlerin parlaklığında, ruhların sıkışmışlığında bulamadım… Bir yanım hayallerin sükutu oldu, bir yanım sen…
Sen varlığımdan beri benimle olan, bakınca hep daha fazlasını beklediğim ve hep daha azıyla yetindiğim… Sen bir yanım -hep ağrıyan yanım- susunca kalbimden dinlediğim, konuşunca illa senden bahsettiğim, sen mor sümbüllerin kokusu, düşüncemin sorusu ve belki aşkın korkusu… Sen varsın diye mi yok Aşk…
Sonbahardı, kuşlardan uzak, yapraklardan uzak… Gittim, bakışında hüzünler bırakarak.. Bir yanımda ağrı, sen… Bir yanımda, acı bir tat.. Bakınca, yalnızlığımdan ekilmiş bir tarla, bir susuzluk, ömrüm çöl olmuş vahanın içinde.. Sözler taşımıyor artık o tınıları, dizeler ahengini yitirdi artık.. Şiirler kelimelerini tanımıyor, kalemler küsmüş kalbe… Bir yanım, cehennemlerde günahkar, bir yanım gidenin arkasından yakılan ağıtlar…
Sevgili şarkılar söyler mi şimdi, hüseyni makamında ? özendiğim Aşk’sa neden bilemedim, ona bakınca ? Dedim bendeymiş Aşk, söküp aldım onu gözlerimle, onun bakışında hüzünler tutsak…
Şimdi ateşler başımda, sevgili benden uzak… Gel bana şarkılar söyle, sanki kerbela’da kalbim, çatlayacak..
Artık benim olsun hüseyni makamı, Sevgili görünceye davamı …
Sonra şarkılar söylendi, suz-i dil makamında… Makam yanmaydı …
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)