Bir daha görmedim onu
Hanımeli yağmurundan sonra
Ve dalgaların sesleri hala kulaklarımda
Sahilde limana çarpan …
Bizimkisi bir sevda değildi belki
Ama onun muadiliydi
Sahilde yürümekten
Ayaklarım usanmıştı
Kalbimse bir an bile durmadı …
Uzun dalgalı saçlarının gölgesinde
Karşıladığım bahardı …
Adını buldum sevda künyesinde
Aynısından yaptım kalbime …
7 Mart 2008 Cuma
29 Şubat 2008 Cuma
BEN
Ben yalancı baharların
Dikensiz gülüydüm,
Rüzgarın hiç esmediği bir diyarda
Pembe yapraklarımla övünürdüm ...
Ben yağmuru olmayan
Güzel bir yağmur bulutuydum
Gökyüzünde gezer
Gördüklerimle avunurdum ...
Ben ötmeyi bilmeyen
Muhabbet kuşuydum,
Kafeste dolanıp
Güzelliğimle sarhoş olurdum ...
Ben büyük sahrada
Çöl kumuydum
Sonbahar kış bilmeden
Yaza vurulmuştum ...
Ben kendini ateş zanneden
Yanmamış bir kömürdüm
Görünce aşk içinde ALEVİ
Yanmaya başladım ...
Dikensiz gülüydüm,
Rüzgarın hiç esmediği bir diyarda
Pembe yapraklarımla övünürdüm ...
Ben yağmuru olmayan
Güzel bir yağmur bulutuydum
Gökyüzünde gezer
Gördüklerimle avunurdum ...
Ben ötmeyi bilmeyen
Muhabbet kuşuydum,
Kafeste dolanıp
Güzelliğimle sarhoş olurdum ...
Ben büyük sahrada
Çöl kumuydum
Sonbahar kış bilmeden
Yaza vurulmuştum ...
Ben kendini ateş zanneden
Yanmamış bir kömürdüm
Görünce aşk içinde ALEVİ
Yanmaya başladım ...
SEVDİM
Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Daracık yollardan, geçip
Taş duvarlı evlere atardık kendimizi
Balık ağlarından balıkları ayıklardık
Ayıklayıp denize atardık
Kokusu yeterdi ...
Kokusu yetmeyince,
Sevdim ...
Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Kalbim çatlardı heyecandan,
Daracık yollardan geçsin diye beklerdim ...
En güzel ayranları annesi yapardı,
Gidip ayran içerdim,
İçerken beyaz bıyık yapardım
Bembeyaz teni ve kokusunu duyunca
Sevdim ...
Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Böğürtlen yerken çalılıkta
Böğürtlen rengi olmuş onu seyrederdim,
Çalılar kollarımı çizerdi,
Biraz yaralarım kanardı,
Biraz kollarım ...
Yaralarımı kanatan bu kentte
Sevdim ...
Sana söylemedim mi
Sevdim ...
Adam gibi sevdim,
Dağ gibi, taş gibi
Unutursa diye korkmadan
Keşke demeden,
Her an büyük bir yangıncasına sevdim
Ateşi kalbime vereni
Sevdim...
Şimdi gelmiş soruyorsun bana
Sen sevebilirmisin,
Sana hiç söylemedim mi
Öylesine çok sevdim
Böğürtlenleri hatırla
Çok içip hasta olduğum ayranları ...
Hatırla o kız sendin ...
Hep anılarımdaki gibi
Sevdim ...
Çok sevdim,
Daracık yollardan, geçip
Taş duvarlı evlere atardık kendimizi
Balık ağlarından balıkları ayıklardık
Ayıklayıp denize atardık
Kokusu yeterdi ...
Kokusu yetmeyince,
Sevdim ...
Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Kalbim çatlardı heyecandan,
Daracık yollardan geçsin diye beklerdim ...
En güzel ayranları annesi yapardı,
Gidip ayran içerdim,
İçerken beyaz bıyık yapardım
Bembeyaz teni ve kokusunu duyunca
Sevdim ...
Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Böğürtlen yerken çalılıkta
Böğürtlen rengi olmuş onu seyrederdim,
Çalılar kollarımı çizerdi,
Biraz yaralarım kanardı,
Biraz kollarım ...
Yaralarımı kanatan bu kentte
Sevdim ...
Sana söylemedim mi
Sevdim ...
Adam gibi sevdim,
Dağ gibi, taş gibi
Unutursa diye korkmadan
Keşke demeden,
Her an büyük bir yangıncasına sevdim
Ateşi kalbime vereni
Sevdim...
Şimdi gelmiş soruyorsun bana
Sen sevebilirmisin,
Sana hiç söylemedim mi
Öylesine çok sevdim
Böğürtlenleri hatırla
Çok içip hasta olduğum ayranları ...
Hatırla o kız sendin ...
Hep anılarımdaki gibi
Sevdim ...
25 Şubat 2008 Pazartesi
“Yar beni güle yaz”
Zemherinin ortasında
İstanbul denen memlekette
Bir deniz kıyısında
Gözlerini hasret belledim
Hasretler bana az
Şu Aşk diyen yüreğimle
Ve seni daha çok sevmek dileğiyle
Yar beni güle yaz …
Yazdığım şiirler atlasında
Seni koydum ortasına
Senden uzak sevme adasında
Tek başıma ömrümü sürdüm …
Ne söylersem, ne yazarsam
Biliyorum senin için az
Ama sen affet beni de
Yar beni güle yaz …
Yar beni güle yaz
Dindirir bu acılarımı
Yar beni güle yaz
Kurtar tüm sevdaları
İstanbul denen memlekette
Bir deniz kıyısında
Gözlerini hasret belledim
Hasretler bana az
Şu Aşk diyen yüreğimle
Ve seni daha çok sevmek dileğiyle
Yar beni güle yaz …
Yazdığım şiirler atlasında
Seni koydum ortasına
Senden uzak sevme adasında
Tek başıma ömrümü sürdüm …
Ne söylersem, ne yazarsam
Biliyorum senin için az
Ama sen affet beni de
Yar beni güle yaz …
Yar beni güle yaz
Dindirir bu acılarımı
Yar beni güle yaz
Kurtar tüm sevdaları
24 Şubat 2008 Pazar
ÖLÜM
Bir an sıkışır zaman, haber vardır, dönme başlamıştır ruhtan… An sıkışır, solgun yüzlerde beyazlık, üşür bedenler, görmeyle anlaşılır ki; öte gözlerden..
İnsan nasıl sarsılır ki böyle içinden, yürekler nasıl yaralanır, bedenler çırılçıplak burada kalırken… Ölmek hangi sonun başlangıcıdır ki, böyle ağıtlarla karşılanır?
Bırak gitsin, unutma ama bırakıp gittiğin o değil ki ellerinden, insandan ruh çıkarsa eğer ne kalır? Güzel bir gündü hani söğütlerin altında yatarken sen, üstünden geçen bulutları izlediğin kimdi ve yakışmaz ona değil mi topraklarla sarmalanırken?
Bir an gelir zaman sıkışır ve patlar, kulakların olmadan duyduğun en güzel melodiler eşliğinde, görmekten çok, anlayarak aklını kullanmadan… An olur ölmüşsün derler, etrafında dualardan rengarenk kelebekler…
An gelir, zaman gider, toprağa düşersin filiz verir ruhunda kelimeler, kelimelerde bedensiz, kelimelerde sessiz.. Her ölüm bir düğün, her ölüm bir vuslattır. Ölümde bir hayattır, istenmeden verilen, hep verilmeyle istenen... Ölmektir hayat diye başladığın şeyin sonu, ölmektir hayata başladığın şeyin başı, ne kadar çabaladın beden surlarında kalmak için ve ne güzeldi değilmi, çıkmaya cesaret edip yaptığın seçimin?
Bugün burada ölümden bir alacağım var, şimdi hayat yaşayacağım var… Bu yüzden ayaklarımdan daha aşağıda olmalı başım ve yüzüm daha solgun daha beyaz..
Her ölüm bir kere gelir ve hayat kimilerine verilir…
Dilek için...
İnsan nasıl sarsılır ki böyle içinden, yürekler nasıl yaralanır, bedenler çırılçıplak burada kalırken… Ölmek hangi sonun başlangıcıdır ki, böyle ağıtlarla karşılanır?
Bırak gitsin, unutma ama bırakıp gittiğin o değil ki ellerinden, insandan ruh çıkarsa eğer ne kalır? Güzel bir gündü hani söğütlerin altında yatarken sen, üstünden geçen bulutları izlediğin kimdi ve yakışmaz ona değil mi topraklarla sarmalanırken?
Bir an gelir zaman sıkışır ve patlar, kulakların olmadan duyduğun en güzel melodiler eşliğinde, görmekten çok, anlayarak aklını kullanmadan… An olur ölmüşsün derler, etrafında dualardan rengarenk kelebekler…
An gelir, zaman gider, toprağa düşersin filiz verir ruhunda kelimeler, kelimelerde bedensiz, kelimelerde sessiz.. Her ölüm bir düğün, her ölüm bir vuslattır. Ölümde bir hayattır, istenmeden verilen, hep verilmeyle istenen... Ölmektir hayat diye başladığın şeyin sonu, ölmektir hayata başladığın şeyin başı, ne kadar çabaladın beden surlarında kalmak için ve ne güzeldi değilmi, çıkmaya cesaret edip yaptığın seçimin?
Bugün burada ölümden bir alacağım var, şimdi hayat yaşayacağım var… Bu yüzden ayaklarımdan daha aşağıda olmalı başım ve yüzüm daha solgun daha beyaz..
Her ölüm bir kere gelir ve hayat kimilerine verilir…
Dilek için...
O
Her gülüşte aradığım O
Her bakışta yüreğime kalan
Kumlara sorduğum O
Yudum yudum içtiğim vahalardan…
Pişman değilim düşkünlüğümden
Yüreğimdeki zenginlik O
Bir Aşk çiçeği, yürek toprağında biten
Kendi kendine büyüyen tohum O…
Her şiirimde hazır O
Ne yazdığımı bile bilmeden
Harflerle şekillenen mürekkep O
Kalp hokkasına batırılıp çizilen…
Ahh güldür yüzü
Bitirecek elbet hüznü…
Her bakışta yüreğime kalan
Kumlara sorduğum O
Yudum yudum içtiğim vahalardan…
Pişman değilim düşkünlüğümden
Yüreğimdeki zenginlik O
Bir Aşk çiçeği, yürek toprağında biten
Kendi kendine büyüyen tohum O…
Her şiirimde hazır O
Ne yazdığımı bile bilmeden
Harflerle şekillenen mürekkep O
Kalp hokkasına batırılıp çizilen…
Ahh güldür yüzü
Bitirecek elbet hüznü…
23 Şubat 2008 Cumartesi
Affedin söyleyeceklerimi, ama söyleyip gidicem… Ben size Aşık oldum, bir yıldızın aniden parlayıp sonra yok olması gibi, aşık oldum.. Bir anda silindi yeryüzünden kaydım, şimdi size bunları söylüyorsam, yıkılmasın diye ilk kez farkına vardığım ruhum.
Şimdi derin bir pişmanlığa bırakmışken kendimi, ben niçin aramadım sizi? O ilk anda sizi görebildim eminim, görebildim ve bela dedim, gelecekte suretinizde çizilmiş oldu ruhuma, kaderimde…
Sizi bu kadar uzun görmeden yaşamak bela’ydı ve yahut sizi tanımadan bu kadar ölmek bela’ydı…
Şimdiyse içimde bir dalgalanma Adem’in bedenine girmekte olan ruh gibiyim, ağlamayı bilseydi ruhum ağlardı aşktan yada ben ruhumu bilseydim yanardım aşkınızdan…
Ben size aşık oldum ve ömrüm bitmeyen bir geceymiş, eğer susmuş olsaydım başa çıkamazdım bununla, Aşık sevgiliye anlatmasa arzuhalini olurmuydu?
Ben size aşık oldum, ruhum alev alev, şimdi anlıyorum ki bu ateş Musa’nın yanarken gördüğü çalıdan ve bir an gelip dursa kalbim ne gam artık ben kaybetmedim…
Ben size aşık oldum, alemin dönmeye başladığı an bu an ve durduğu an bu an.. Bu anda saçıldı ortaya evren , bu anda Aşk dendi, ne varsa içinde Aşk’a kondu, Aşk ile bir an döndü alem ve o an durdu ve bitti… Madem şu gözlerle baktım dünyaya o zaman ne yaşadıysam, benle yaşandı, bu evren benle yaşadı…
Aşk geldiğinde boşluk buldu, düşün hiç bile yoktu,Ruhum Aşk’a çıktı ve aşk bir andı, O an yaşandı, o an bitti… Ben o an binlerce doğum ve binlerce ölüm…
Ben size aşık oldum, bir çizgi çektim durdum. Siz ruhumda bir iz, küll-ü beladan…
Dedi, yüzünde ölüm renk gülümsemesiyle o aşık… Ve güçlükle kıpırdatıp dudaklarını, aşıklara selam söyledi…
Şimdi derin bir pişmanlığa bırakmışken kendimi, ben niçin aramadım sizi? O ilk anda sizi görebildim eminim, görebildim ve bela dedim, gelecekte suretinizde çizilmiş oldu ruhuma, kaderimde…
Sizi bu kadar uzun görmeden yaşamak bela’ydı ve yahut sizi tanımadan bu kadar ölmek bela’ydı…
Şimdiyse içimde bir dalgalanma Adem’in bedenine girmekte olan ruh gibiyim, ağlamayı bilseydi ruhum ağlardı aşktan yada ben ruhumu bilseydim yanardım aşkınızdan…
Ben size aşık oldum ve ömrüm bitmeyen bir geceymiş, eğer susmuş olsaydım başa çıkamazdım bununla, Aşık sevgiliye anlatmasa arzuhalini olurmuydu?
Ben size aşık oldum, ruhum alev alev, şimdi anlıyorum ki bu ateş Musa’nın yanarken gördüğü çalıdan ve bir an gelip dursa kalbim ne gam artık ben kaybetmedim…
Ben size aşık oldum, alemin dönmeye başladığı an bu an ve durduğu an bu an.. Bu anda saçıldı ortaya evren , bu anda Aşk dendi, ne varsa içinde Aşk’a kondu, Aşk ile bir an döndü alem ve o an durdu ve bitti… Madem şu gözlerle baktım dünyaya o zaman ne yaşadıysam, benle yaşandı, bu evren benle yaşadı…
Aşk geldiğinde boşluk buldu, düşün hiç bile yoktu,Ruhum Aşk’a çıktı ve aşk bir andı, O an yaşandı, o an bitti… Ben o an binlerce doğum ve binlerce ölüm…
Ben size aşık oldum, bir çizgi çektim durdum. Siz ruhumda bir iz, küll-ü beladan…
Dedi, yüzünde ölüm renk gülümsemesiyle o aşık… Ve güçlükle kıpırdatıp dudaklarını, aşıklara selam söyledi…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)