20 Mart 2008 Perşembe

HAYAL-İ AŞK

Önce bakışı vardı,
Sessiz, yoksul çöllerimdeyken ben
Adını bilmediğim kentlerde bir sevda dilenirken
Penceresinde tül kıpırdadı önce,
Saksılar irkildi, bir an çiçekler ona döndü..
Sokak aydınlandı, bahar yüzünden gelir gibi
Bakışın yüreğimde çaktı..
Gözbebeklerin ruhumda,
Açıldı hatıraların geçidi..
Kendimi buldum kalu bela’da…

Bakışını görünce Leyla demek kolay,
Sinmiyor içine insanın eskisi gibi hiçbirşey
Mesela şu gelen bahar, boğaz mesela
Vapurda demli bir çay…
Bakışın bir emir gibi gelince Aşk’tan
Utanır insan mecnundan dem vurmaktan
Oysa gözlerin, açılmıştı bahardan en güzel meltem gibi..
Bekledim, bekledin biliyorum..
Ama utandım bunu sana anlatmaktan..

Sonra aşkı geldi, yağmurda bir akşam
İstanbul’da dua gibi bir akşam…
Yüreğini bir tutsam, şairler utanacak bir daha yazmaktan..
Madem ki mecnuna özenmişliğimiz,
Ve masallar anlatıyorum kendime,
Senden aşkından,
Sıcacık oluyor heryer, konuşuyorsun, dinliyorum
Dua eden melek oluyor, toprak oluyor şu an
Gel diyor gel gel gel …
Muradımız İstanbul’dan…

BELA

O gündü hani sorulmuştuda belalara demiştik, sen yanımdamıydın sırtımda bir ürperti … Sonra bir harmandır olmuştu da sırça köşklerden derin çukurlara girdik, şikayetim yok lakin … Lakin kaybolmuşmuydun, kaybolmuşmuydum ? Bir hengamdır sürdü, Ben Yusuf’un izinde, gözlerim yüreğimde …

Sonra seni söyledi, kalbim… İlk yazımdı ömür sokağında, ömür bir çıkmaz sokakta .. Seni söyledi ve razı oldum, gelmezsen gelmeyişine, geleceksen yüreğine.. Ömrüm benden çıktı çıkalı, bir güzelin hesabına yazıldı ve ben sefil köle Selman’a özenmiş …

Bakmayı Yakup’tan öğrendim öğreneli, içimde tutuşmuş bu ateş yoldaşım oldu benim.. Memnunum aşkın zindanında, Yusuf’u gördüm göreli… Nefsime cellat oldum, Züleyha o bıçağı elime verdiğinden beri...

19 Mart 2008 Çarşamba

Üçü 1

Aşkı bilemedin mi sen ?

1- Önce açıldı o gül, baharların melteminde yaprağı… Güneşe verdi yüreğini, büyümek beklediği değildi, bilemedi güneşin onu beslediğini. Sonra bir bülbül oldu o bahçede, bahçe bir gül bülbülün yüreğinde, kokusu yüzyıllar ötesinden. Bülbül tanıdı gülü, hiç bilmediği bir makamdan bastı, kemanın teline.. Şarkılar çaldı sonra makamı efza ve söyleyeni oldu…


Candle in the Night


2- Geceydi, döndü dolaştı bir kelebek, gece kelebeği.. Alışmıştı karanlığa gözleri renk nedir bilmeden uçtu uçtu . Ve bir gece –ki 7 günlük ömründe- mum yakmıştı akşamlara, penceresinin önünde mumun sahibi. Gece kelebeği mumu gördü, mum sanki bir gül yüreğinde unuttuğu.. Renkleri gördü mumda, döndü dolaştı sarıdan kızıla, mum nerden bilsin, sandı yanan benim ve bensem, ateş bende..
Gece kelebeği sevdi renkleri, sustu, muma yandığın ateş benim demedi.

Aşk

3-Kırgın kalbin kuytusunda, kelimeler kusuyorum geceye.
Elimde kalemden bir hançer, vuruyorum aşktan en acıyan yerime
Adı oluyor, yaralarım, şiirler adıyorum dönüşüne..

Hayatın anlamlarını buluyorum, ona söylediklerimde
Şaşırıyorum ne zaman biliyordum bunu, kim koydu kalbime
Gidişine mumlar yakıyorum, kelebekler ağlıyor ateşinde …

7 Mart 2008 Cuma

Eski Sevda

Bir daha görmedim onu
Hanımeli yağmurundan sonra
Ve dalgaların sesleri hala kulaklarımda
Sahilde limana çarpan …

Bizimkisi bir sevda değildi belki
Ama onun muadiliydi
Sahilde yürümekten
Ayaklarım usanmıştı
Kalbimse bir an bile durmadı …

Uzun dalgalı saçlarının gölgesinde
Karşıladığım bahardı …
Adını buldum sevda künyesinde
Aynısından yaptım kalbime …

29 Şubat 2008 Cuma

BEN

Ben yalancı baharların
Dikensiz gülüydüm,
Rüzgarın hiç esmediği bir diyarda
Pembe yapraklarımla övünürdüm ...

Ben yağmuru olmayan
Güzel bir yağmur bulutuydum
Gökyüzünde gezer
Gördüklerimle avunurdum ...

Ben ötmeyi bilmeyen
Muhabbet kuşuydum,
Kafeste dolanıp
Güzelliğimle sarhoş olurdum ...

Ben büyük sahrada
Çöl kumuydum
Sonbahar kış bilmeden
Yaza vurulmuştum ...

Ben kendini ateş zanneden
Yanmamış bir kömürdüm
Görünce aşk içinde ALEVİ
Yanmaya başladım ...

SEVDİM

Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Daracık yollardan, geçip
Taş duvarlı evlere atardık kendimizi
Balık ağlarından balıkları ayıklardık
Ayıklayıp denize atardık
Kokusu yeterdi ...

Kokusu yetmeyince,
Sevdim ...

Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Kalbim çatlardı heyecandan,
Daracık yollardan geçsin diye beklerdim ...
En güzel ayranları annesi yapardı,
Gidip ayran içerdim,
İçerken beyaz bıyık yapardım

Bembeyaz teni ve kokusunu duyunca
Sevdim ...

Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Böğürtlen yerken çalılıkta
Böğürtlen rengi olmuş onu seyrederdim,
Çalılar kollarımı çizerdi,
Biraz yaralarım kanardı,
Biraz kollarım ...

Yaralarımı kanatan bu kentte
Sevdim ...

Sana söylemedim mi
Sevdim ...
Adam gibi sevdim,
Dağ gibi, taş gibi
Unutursa diye korkmadan
Keşke demeden,
Her an büyük bir yangıncasına sevdim

Ateşi kalbime vereni
Sevdim...

Şimdi gelmiş soruyorsun bana
Sen sevebilirmisin,
Sana hiç söylemedim mi
Öylesine çok sevdim
Böğürtlenleri hatırla
Çok içip hasta olduğum ayranları ...
Hatırla o kız sendin ...

Hep anılarımdaki gibi
Sevdim ...

25 Şubat 2008 Pazartesi

“Yar beni güle yaz”

Zemherinin ortasında
İstanbul denen memlekette
Bir deniz kıyısında
Gözlerini hasret belledim

Hasretler bana az
Şu Aşk diyen yüreğimle
Ve seni daha çok sevmek dileğiyle
Yar beni güle yaz …

Yazdığım şiirler atlasında
Seni koydum ortasına
Senden uzak sevme adasında
Tek başıma ömrümü sürdüm …

Ne söylersem, ne yazarsam
Biliyorum senin için az
Ama sen affet beni de
Yar beni güle yaz …

Yar beni güle yaz
Dindirir bu acılarımı
Yar beni güle yaz
Kurtar tüm sevdaları
 
Free Hit Counter