Akşam olurdu,
Gizli gizli bakışırdık…
Yağmurlar yağardı kalbimizde,
Akşam olurdu,
Issızlıkla kalırdık…
Sen senin bildiğin dünyaların prensesi,
Her hükmün karasevda,
Hiç bilemedin kimi sevdiğini…
Akşam olurdu,
Her gözden uzak, ben sana hasret…
Ben bütün şehirlerin en şahane serserisi,
Ateşler yakıp çöp tenekesine,
Isıtırdım hayalini…
Akşam olmuştu,
Yürekler çok geç artık…
Gençtik ama,
Bir çocuk nasıl sevmişse bir şekeri
Seni öyle sevmiştim,
Bu şiirdi delili,
Bu akşamda yazılmış hükmü…
Akşam oldu,
Bütün yürekler yalnızlığa çekildi şimdi…
3 Aralık 2008 Çarşamba
2 Ekim 2008 Perşembe
...
Nicedir kalbimde bir leyla sıkıntısı, nicedir çöllerden göç etmişim içimin, çorak topraklarına… Yağmuru senden bir yaşamak nicedir hayalim…
Hani içinde binlerce tomurcuktan bir deniz, kokusu gizli, iç çekişlerimde… Hani ağlamanın arındırıcı bir yüzü vardı ona sürmek için yüzümü, hani ben mecnundum ve leyla çölde fırtına… O leylayı bulmak için… Kaybetmek için kendimi, sakladım yüzümü.. Sureti Leyla olsun diye, taşıdım bedenimi.
Hani içinde binlerce tomurcuktan bir deniz, kokusu gizli, iç çekişlerimde… Hani ağlamanın arındırıcı bir yüzü vardı ona sürmek için yüzümü, hani ben mecnundum ve leyla çölde fırtına… O leylayı bulmak için… Kaybetmek için kendimi, sakladım yüzümü.. Sureti Leyla olsun diye, taşıdım bedenimi.
6 Eylül 2008 Cumartesi
14 Ağustos 2008 Perşembe
ONLAR...
Dikilmişler ayağa dağlar gibi
Yüreklerinde kutlu bir hicret
“Siz onları duruyor sanırsınız”
Onlar ki şu alemin ışıklarıdır ilelebet…
Yüreklerinde kutlu bir hicret
“Siz onları duruyor sanırsınız”
Onlar ki şu alemin ışıklarıdır ilelebet…
1 Ağustos 2008 Cuma
Olduğu gibi
Gitse,
Gittiği yerde özlenir…
Kalsa,
Tüm ömrünce sevilir…
…
Şuraya bak,
Denizin olduğu yere
Rüzgara söylediğimiz türküler
Sevdalarda sarhoş kalpler geçiyor.
…
Sen,
Bir dağ menekşesi,
Kalan bulut dünkü fırtınadan,
Yağan yağmursun,
Süzülen camlardan…
…
Aşk “Bela”dır ki
Görünce Sevgiliyi,
“Bela” dememizden belli…
Aşk öyle bir “Bela”dır ki
La bilmeden
Yürümemizden belli …
Gittiği yerde özlenir…
Kalsa,
Tüm ömrünce sevilir…
…
Şuraya bak,
Denizin olduğu yere
Rüzgara söylediğimiz türküler
Sevdalarda sarhoş kalpler geçiyor.
…
Sen,
Bir dağ menekşesi,
Kalan bulut dünkü fırtınadan,
Yağan yağmursun,
Süzülen camlardan…
…
Aşk “Bela”dır ki
Görünce Sevgiliyi,
“Bela” dememizden belli…
Aşk öyle bir “Bela”dır ki
La bilmeden
Yürümemizden belli …
27 Temmuz 2008 Pazar
Düşünüyorum; Öyleyse yoksun Sevgili
Düşünüyorum öyleyse yoksun Sevgili… Bu dünya var, ben varım, ihtiyaçlarım var, ama sen yoksun. Büyük anlamlar yüklemiş olmalıyım dünyaya, rahat gelecekler düşlemiş olmalıyım yoksa neden düşüneyim ki? Akıllı olmakla övündüğüm oluyor ve bazen sevgilide düşlediğim oluyor..
Düşünüyorum Sevgili seni, saçının renginden, ellerinin ölçüsüne, giydiğin kazaktan, taktığın tokana.. Nerde tanışmak istediğimi biliyorum seninle sevgili, ne zaman evleneceğimi biliyorum. Yürüyeceğimiz yollardan geçiyorum kimi zaman, anlatacağım hikayeleri tekrar ediyorum kendime, bir yerde duraklayıp içinde bulunduğumuz anın neşesi kaçmasın diye! Biliyorsam bu kadar sen varmısın ki sevgili?
Yaşadığım bu “bilin” çağında, bu kadar aşikarken, sevgilim olabilirmisin sevgili, hergün seni arzularken, bir gün bulabilirmiyim suretini? Hollywood filmlerinin masallarında kaybettim belki de seni, film şeridi gibi mutluluklar kurdum sinema koltukları gibi rahat hayatlar.. Sonunda hep en mutlu bizim olduğumuz senaryolarda yaşadık…
Sevgili sana ait bir şeyler kaldı mı? Seni sensizliğinde yaşayıp tükettim. Seni aradığım bu hayatımda, karşıma çıkan kızların içini görebiliyorum ama ruhunu değil, bana olan ilgilerini hissediyorum ama sevgilerini değil.. “Aşka” bulandığımız bu çağda sevgili, sana kala kala seviyeli beraberliklerimiz kaldı şehvetin kucağında…
Bütün bunları düşünürken ben, Sen olabilirmisin sevgili? Olursan eğer, yaşayabilirmisin peki…
Düşünüyorum Sevgili seni, saçının renginden, ellerinin ölçüsüne, giydiğin kazaktan, taktığın tokana.. Nerde tanışmak istediğimi biliyorum seninle sevgili, ne zaman evleneceğimi biliyorum. Yürüyeceğimiz yollardan geçiyorum kimi zaman, anlatacağım hikayeleri tekrar ediyorum kendime, bir yerde duraklayıp içinde bulunduğumuz anın neşesi kaçmasın diye! Biliyorsam bu kadar sen varmısın ki sevgili?
Yaşadığım bu “bilin” çağında, bu kadar aşikarken, sevgilim olabilirmisin sevgili, hergün seni arzularken, bir gün bulabilirmiyim suretini? Hollywood filmlerinin masallarında kaybettim belki de seni, film şeridi gibi mutluluklar kurdum sinema koltukları gibi rahat hayatlar.. Sonunda hep en mutlu bizim olduğumuz senaryolarda yaşadık…
Sevgili sana ait bir şeyler kaldı mı? Seni sensizliğinde yaşayıp tükettim. Seni aradığım bu hayatımda, karşıma çıkan kızların içini görebiliyorum ama ruhunu değil, bana olan ilgilerini hissediyorum ama sevgilerini değil.. “Aşka” bulandığımız bu çağda sevgili, sana kala kala seviyeli beraberliklerimiz kaldı şehvetin kucağında…
Bütün bunları düşünürken ben, Sen olabilirmisin sevgili? Olursan eğer, yaşayabilirmisin peki…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
