Hangi baharlar kaldı ki ömrümde
Hangi susuşlarla teskin ettim yüreğimi,
Ne kadar tutar bu yürüdüğüm yollar?
Ve söyleyebilirmiyim sevdiğimi?
Yakınlaşır akşam,
Burun deliklerimizden kalplerimize siner..
Uyanır uykudan hüzünler,
Damarlarımdan çekilir yaşam...
Hiç bitmez bu yalnızlık,
Hüzünden keyfe bir rüzgardır eser,
Sorsan sanki hiç karşılaşmamışız
Adımı bilmez kim bu serseri der...
Hangi baharlar kaldı ki ömrümde,
Kimin içine açıldı aslında bu gözler,
Bir büyük bahçeydi, kuruldu yürekte..
Kime saklanmış bu en güzel meyveler ?
Susuşlarla yaktım yüreğimi,
Külü işte bu sevda, bu yaşlar ve şiirler işte
Ne varsa koydum içine ve döktüm benzini
Ateş aldı herşey bir tek benz’in kaldı içimde ...
Ne kadar tutar bu yürüdüğüm yollar,
Paha’sı varsa, eder mi Aşk kadar?
Yahut bedelimidir hala peşindeysem ?
Üzülüp, üşüyüp, düşündüysem ...
Ve söyleyebilirmiyim sevdiğimi?
Bu kadar zaman geçtikten sonra,
Bir vapura koyup bütün gitmeleri,
Savurmalıyım bizden uzaklara ...
Sonu olmalı bütün şiirlerin...
Bütün sevdaların ve hayatların,
Göçerken buradan yaşlı ve yorgun...
Suz-i nak makamında, o besteyi duymalıyım ...
----------------------------------------------------------------------
Pencereye dayanmış,
Gözyaşıyla ıslanmış bir yanak,
Yağmurda yağıyorken,
Okuduğu mektuba fon olmuştu beste-i suz-i nak
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder