Ben yalancı baharların
Dikensiz gülüydüm,
Rüzgarın hiç esmediği bir diyarda
Pembe yapraklarımla övünürdüm ...
Ben yağmuru olmayan
Güzel bir yağmur bulutuydum
Gökyüzünde gezer
Gördüklerimle avunurdum ...
Ben ötmeyi bilmeyen
Muhabbet kuşuydum,
Kafeste dolanıp
Güzelliğimle sarhoş olurdum ...
Ben büyük sahrada
Çöl kumuydum
Sonbahar kış bilmeden
Yaza vurulmuştum ...
Ben kendini ateş zanneden
Yanmamış bir kömürdüm
Görünce aşk içinde ALEVİ
Yanmaya başladım ...
29 Şubat 2008 Cuma
SEVDİM
Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Daracık yollardan, geçip
Taş duvarlı evlere atardık kendimizi
Balık ağlarından balıkları ayıklardık
Ayıklayıp denize atardık
Kokusu yeterdi ...
Kokusu yetmeyince,
Sevdim ...
Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Kalbim çatlardı heyecandan,
Daracık yollardan geçsin diye beklerdim ...
En güzel ayranları annesi yapardı,
Gidip ayran içerdim,
İçerken beyaz bıyık yapardım
Bembeyaz teni ve kokusunu duyunca
Sevdim ...
Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Böğürtlen yerken çalılıkta
Böğürtlen rengi olmuş onu seyrederdim,
Çalılar kollarımı çizerdi,
Biraz yaralarım kanardı,
Biraz kollarım ...
Yaralarımı kanatan bu kentte
Sevdim ...
Sana söylemedim mi
Sevdim ...
Adam gibi sevdim,
Dağ gibi, taş gibi
Unutursa diye korkmadan
Keşke demeden,
Her an büyük bir yangıncasına sevdim
Ateşi kalbime vereni
Sevdim...
Şimdi gelmiş soruyorsun bana
Sen sevebilirmisin,
Sana hiç söylemedim mi
Öylesine çok sevdim
Böğürtlenleri hatırla
Çok içip hasta olduğum ayranları ...
Hatırla o kız sendin ...
Hep anılarımdaki gibi
Sevdim ...
Çok sevdim,
Daracık yollardan, geçip
Taş duvarlı evlere atardık kendimizi
Balık ağlarından balıkları ayıklardık
Ayıklayıp denize atardık
Kokusu yeterdi ...
Kokusu yetmeyince,
Sevdim ...
Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Kalbim çatlardı heyecandan,
Daracık yollardan geçsin diye beklerdim ...
En güzel ayranları annesi yapardı,
Gidip ayran içerdim,
İçerken beyaz bıyık yapardım
Bembeyaz teni ve kokusunu duyunca
Sevdim ...
Sana söylemedim mi
Çok sevdim,
Böğürtlen yerken çalılıkta
Böğürtlen rengi olmuş onu seyrederdim,
Çalılar kollarımı çizerdi,
Biraz yaralarım kanardı,
Biraz kollarım ...
Yaralarımı kanatan bu kentte
Sevdim ...
Sana söylemedim mi
Sevdim ...
Adam gibi sevdim,
Dağ gibi, taş gibi
Unutursa diye korkmadan
Keşke demeden,
Her an büyük bir yangıncasına sevdim
Ateşi kalbime vereni
Sevdim...
Şimdi gelmiş soruyorsun bana
Sen sevebilirmisin,
Sana hiç söylemedim mi
Öylesine çok sevdim
Böğürtlenleri hatırla
Çok içip hasta olduğum ayranları ...
Hatırla o kız sendin ...
Hep anılarımdaki gibi
Sevdim ...
25 Şubat 2008 Pazartesi
“Yar beni güle yaz”
Zemherinin ortasında
İstanbul denen memlekette
Bir deniz kıyısında
Gözlerini hasret belledim
Hasretler bana az
Şu Aşk diyen yüreğimle
Ve seni daha çok sevmek dileğiyle
Yar beni güle yaz …
Yazdığım şiirler atlasında
Seni koydum ortasına
Senden uzak sevme adasında
Tek başıma ömrümü sürdüm …
Ne söylersem, ne yazarsam
Biliyorum senin için az
Ama sen affet beni de
Yar beni güle yaz …
Yar beni güle yaz
Dindirir bu acılarımı
Yar beni güle yaz
Kurtar tüm sevdaları
İstanbul denen memlekette
Bir deniz kıyısında
Gözlerini hasret belledim
Hasretler bana az
Şu Aşk diyen yüreğimle
Ve seni daha çok sevmek dileğiyle
Yar beni güle yaz …
Yazdığım şiirler atlasında
Seni koydum ortasına
Senden uzak sevme adasında
Tek başıma ömrümü sürdüm …
Ne söylersem, ne yazarsam
Biliyorum senin için az
Ama sen affet beni de
Yar beni güle yaz …
Yar beni güle yaz
Dindirir bu acılarımı
Yar beni güle yaz
Kurtar tüm sevdaları
24 Şubat 2008 Pazar
ÖLÜM
Bir an sıkışır zaman, haber vardır, dönme başlamıştır ruhtan… An sıkışır, solgun yüzlerde beyazlık, üşür bedenler, görmeyle anlaşılır ki; öte gözlerden..
İnsan nasıl sarsılır ki böyle içinden, yürekler nasıl yaralanır, bedenler çırılçıplak burada kalırken… Ölmek hangi sonun başlangıcıdır ki, böyle ağıtlarla karşılanır?
Bırak gitsin, unutma ama bırakıp gittiğin o değil ki ellerinden, insandan ruh çıkarsa eğer ne kalır? Güzel bir gündü hani söğütlerin altında yatarken sen, üstünden geçen bulutları izlediğin kimdi ve yakışmaz ona değil mi topraklarla sarmalanırken?
Bir an gelir zaman sıkışır ve patlar, kulakların olmadan duyduğun en güzel melodiler eşliğinde, görmekten çok, anlayarak aklını kullanmadan… An olur ölmüşsün derler, etrafında dualardan rengarenk kelebekler…
An gelir, zaman gider, toprağa düşersin filiz verir ruhunda kelimeler, kelimelerde bedensiz, kelimelerde sessiz.. Her ölüm bir düğün, her ölüm bir vuslattır. Ölümde bir hayattır, istenmeden verilen, hep verilmeyle istenen... Ölmektir hayat diye başladığın şeyin sonu, ölmektir hayata başladığın şeyin başı, ne kadar çabaladın beden surlarında kalmak için ve ne güzeldi değilmi, çıkmaya cesaret edip yaptığın seçimin?
Bugün burada ölümden bir alacağım var, şimdi hayat yaşayacağım var… Bu yüzden ayaklarımdan daha aşağıda olmalı başım ve yüzüm daha solgun daha beyaz..
Her ölüm bir kere gelir ve hayat kimilerine verilir…
Dilek için...
İnsan nasıl sarsılır ki böyle içinden, yürekler nasıl yaralanır, bedenler çırılçıplak burada kalırken… Ölmek hangi sonun başlangıcıdır ki, böyle ağıtlarla karşılanır?
Bırak gitsin, unutma ama bırakıp gittiğin o değil ki ellerinden, insandan ruh çıkarsa eğer ne kalır? Güzel bir gündü hani söğütlerin altında yatarken sen, üstünden geçen bulutları izlediğin kimdi ve yakışmaz ona değil mi topraklarla sarmalanırken?
Bir an gelir zaman sıkışır ve patlar, kulakların olmadan duyduğun en güzel melodiler eşliğinde, görmekten çok, anlayarak aklını kullanmadan… An olur ölmüşsün derler, etrafında dualardan rengarenk kelebekler…
An gelir, zaman gider, toprağa düşersin filiz verir ruhunda kelimeler, kelimelerde bedensiz, kelimelerde sessiz.. Her ölüm bir düğün, her ölüm bir vuslattır. Ölümde bir hayattır, istenmeden verilen, hep verilmeyle istenen... Ölmektir hayat diye başladığın şeyin sonu, ölmektir hayata başladığın şeyin başı, ne kadar çabaladın beden surlarında kalmak için ve ne güzeldi değilmi, çıkmaya cesaret edip yaptığın seçimin?
Bugün burada ölümden bir alacağım var, şimdi hayat yaşayacağım var… Bu yüzden ayaklarımdan daha aşağıda olmalı başım ve yüzüm daha solgun daha beyaz..
Her ölüm bir kere gelir ve hayat kimilerine verilir…
Dilek için...
O
Her gülüşte aradığım O
Her bakışta yüreğime kalan
Kumlara sorduğum O
Yudum yudum içtiğim vahalardan…
Pişman değilim düşkünlüğümden
Yüreğimdeki zenginlik O
Bir Aşk çiçeği, yürek toprağında biten
Kendi kendine büyüyen tohum O…
Her şiirimde hazır O
Ne yazdığımı bile bilmeden
Harflerle şekillenen mürekkep O
Kalp hokkasına batırılıp çizilen…
Ahh güldür yüzü
Bitirecek elbet hüznü…
Her bakışta yüreğime kalan
Kumlara sorduğum O
Yudum yudum içtiğim vahalardan…
Pişman değilim düşkünlüğümden
Yüreğimdeki zenginlik O
Bir Aşk çiçeği, yürek toprağında biten
Kendi kendine büyüyen tohum O…
Her şiirimde hazır O
Ne yazdığımı bile bilmeden
Harflerle şekillenen mürekkep O
Kalp hokkasına batırılıp çizilen…
Ahh güldür yüzü
Bitirecek elbet hüznü…
23 Şubat 2008 Cumartesi
Affedin söyleyeceklerimi, ama söyleyip gidicem… Ben size Aşık oldum, bir yıldızın aniden parlayıp sonra yok olması gibi, aşık oldum.. Bir anda silindi yeryüzünden kaydım, şimdi size bunları söylüyorsam, yıkılmasın diye ilk kez farkına vardığım ruhum.
Şimdi derin bir pişmanlığa bırakmışken kendimi, ben niçin aramadım sizi? O ilk anda sizi görebildim eminim, görebildim ve bela dedim, gelecekte suretinizde çizilmiş oldu ruhuma, kaderimde…
Sizi bu kadar uzun görmeden yaşamak bela’ydı ve yahut sizi tanımadan bu kadar ölmek bela’ydı…
Şimdiyse içimde bir dalgalanma Adem’in bedenine girmekte olan ruh gibiyim, ağlamayı bilseydi ruhum ağlardı aşktan yada ben ruhumu bilseydim yanardım aşkınızdan…
Ben size aşık oldum ve ömrüm bitmeyen bir geceymiş, eğer susmuş olsaydım başa çıkamazdım bununla, Aşık sevgiliye anlatmasa arzuhalini olurmuydu?
Ben size aşık oldum, ruhum alev alev, şimdi anlıyorum ki bu ateş Musa’nın yanarken gördüğü çalıdan ve bir an gelip dursa kalbim ne gam artık ben kaybetmedim…
Ben size aşık oldum, alemin dönmeye başladığı an bu an ve durduğu an bu an.. Bu anda saçıldı ortaya evren , bu anda Aşk dendi, ne varsa içinde Aşk’a kondu, Aşk ile bir an döndü alem ve o an durdu ve bitti… Madem şu gözlerle baktım dünyaya o zaman ne yaşadıysam, benle yaşandı, bu evren benle yaşadı…
Aşk geldiğinde boşluk buldu, düşün hiç bile yoktu,Ruhum Aşk’a çıktı ve aşk bir andı, O an yaşandı, o an bitti… Ben o an binlerce doğum ve binlerce ölüm…
Ben size aşık oldum, bir çizgi çektim durdum. Siz ruhumda bir iz, küll-ü beladan…
Dedi, yüzünde ölüm renk gülümsemesiyle o aşık… Ve güçlükle kıpırdatıp dudaklarını, aşıklara selam söyledi…
Şimdi derin bir pişmanlığa bırakmışken kendimi, ben niçin aramadım sizi? O ilk anda sizi görebildim eminim, görebildim ve bela dedim, gelecekte suretinizde çizilmiş oldu ruhuma, kaderimde…
Sizi bu kadar uzun görmeden yaşamak bela’ydı ve yahut sizi tanımadan bu kadar ölmek bela’ydı…
Şimdiyse içimde bir dalgalanma Adem’in bedenine girmekte olan ruh gibiyim, ağlamayı bilseydi ruhum ağlardı aşktan yada ben ruhumu bilseydim yanardım aşkınızdan…
Ben size aşık oldum ve ömrüm bitmeyen bir geceymiş, eğer susmuş olsaydım başa çıkamazdım bununla, Aşık sevgiliye anlatmasa arzuhalini olurmuydu?
Ben size aşık oldum, ruhum alev alev, şimdi anlıyorum ki bu ateş Musa’nın yanarken gördüğü çalıdan ve bir an gelip dursa kalbim ne gam artık ben kaybetmedim…
Ben size aşık oldum, alemin dönmeye başladığı an bu an ve durduğu an bu an.. Bu anda saçıldı ortaya evren , bu anda Aşk dendi, ne varsa içinde Aşk’a kondu, Aşk ile bir an döndü alem ve o an durdu ve bitti… Madem şu gözlerle baktım dünyaya o zaman ne yaşadıysam, benle yaşandı, bu evren benle yaşadı…
Aşk geldiğinde boşluk buldu, düşün hiç bile yoktu,Ruhum Aşk’a çıktı ve aşk bir andı, O an yaşandı, o an bitti… Ben o an binlerce doğum ve binlerce ölüm…
Ben size aşık oldum, bir çizgi çektim durdum. Siz ruhumda bir iz, küll-ü beladan…
Dedi, yüzünde ölüm renk gülümsemesiyle o aşık… Ve güçlükle kıpırdatıp dudaklarını, aşıklara selam söyledi…
18 Şubat 2008 Pazartesi
AHH SEN
Akşam iniyordu perde perde,
Yorgun yağmurlardı onlar,
Ahh sen, gecede ışıl ışıl yağmurlar,
Bitmemiş bir sigarada dumanlar
Ve ahh sen, gözlerindi onlar ve hayalin…
Ne zaman düştüm ben Aşk’a,
Bu yanmalarmıydı onlar…
Hasretsiz bir ayrılıkta, umut umut gezdiğim zamanlar..
Suretini bilemedim, sevdadanmıydı onlar,
Ne kadar çeksem, eremedim,
Gözlerimde perdelermiydi ki onlar?
Ama daha da düşmedim
İçimde için için yağmurlar…
Sır dedim sustum,
Anlaşılmış ama şiirlerimden anlamlar
Ahh sen eksik bir hayattanmıydı
Yoksa gerçeksiz bir hayal mi yaşananlar…
Düşündüm bilemedim,
Ne kadar yükmüş bana bu sorgular,
Akşam iniyordu perde perde,
Kalbimde bezm-i elest’ten hatıralar…
Yorgun yağmurlardı onlar,
Ahh sen, gecede ışıl ışıl yağmurlar,
Bitmemiş bir sigarada dumanlar
Ve ahh sen, gözlerindi onlar ve hayalin…
Ne zaman düştüm ben Aşk’a,
Bu yanmalarmıydı onlar…
Hasretsiz bir ayrılıkta, umut umut gezdiğim zamanlar..
Suretini bilemedim, sevdadanmıydı onlar,
Ne kadar çeksem, eremedim,
Gözlerimde perdelermiydi ki onlar?
Ama daha da düşmedim
İçimde için için yağmurlar…
Sır dedim sustum,
Anlaşılmış ama şiirlerimden anlamlar
Ahh sen eksik bir hayattanmıydı
Yoksa gerçeksiz bir hayal mi yaşananlar…
Düşündüm bilemedim,
Ne kadar yükmüş bana bu sorgular,
Akşam iniyordu perde perde,
Kalbimde bezm-i elest’ten hatıralar…
14 Şubat 2008 Perşembe
10 Şubat 2008 Pazar
Sen ne çoksun ömrümde
İşe giderken geçtiğim köşe başında
Duvara yazılmış gördüğüm -Aşkımsın-
Yada hergün bindiğim otobüste
O erkek ve kızın gözünde ki bakışsın,
Dinlediğim şarkılarda, yazdığım şiirlerde
Okuduğum kitapta, giydiğim kazakta
Ne kadar çoksun,
Sevdiğim tüm kızları senin için sevdim
Bir şey vardı senden,
Kimi gülünce sendendi,
Kimi ağlayınca,
Kimi sevince sendendi
Kimi bir şeyler verince…
Sen bir şeylersin bende,
Sevince sen geldin aklıma,
Seni sevsem böyle severdim..
Nefret edince, korktum senden
Benden nefret edermiydin ?
Bir şeylersin içimde, başı sonu yok …
Uzak bir okyanus, kokusu kalbimde,
Ne güzel bir güfte, çok eski bir besteyle
Bitmemiş bir hikaye, bitmeyecek de bu gidişle
Sen bir yangınsın içimde
Ben ateşten habersiz…
İşe giderken geçtiğim köşe başında
Duvara yazılmış gördüğüm -Aşkımsın-
Yada hergün bindiğim otobüste
O erkek ve kızın gözünde ki bakışsın,
Dinlediğim şarkılarda, yazdığım şiirlerde
Okuduğum kitapta, giydiğim kazakta
Ne kadar çoksun,
Sevdiğim tüm kızları senin için sevdim
Bir şey vardı senden,
Kimi gülünce sendendi,
Kimi ağlayınca,
Kimi sevince sendendi
Kimi bir şeyler verince…
Sen bir şeylersin bende,
Sevince sen geldin aklıma,
Seni sevsem böyle severdim..
Nefret edince, korktum senden
Benden nefret edermiydin ?
Bir şeylersin içimde, başı sonu yok …
Uzak bir okyanus, kokusu kalbimde,
Ne güzel bir güfte, çok eski bir besteyle
Bitmemiş bir hikaye, bitmeyecek de bu gidişle
Sen bir yangınsın içimde
Ben ateşten habersiz…
7 Şubat 2008 Perşembe
5 Şubat 2008 Salı
Hiç kimse bilmez ...
Hiç kimse bilmez sevdalıyım sana ben ... Hanımeli kokulu sokaklardan geçerdin, utanırdım sana bakmaya, gözlerin gözlerime değer de yanar kavrulurum diye ... Kavruldum, hiç kimse bilmez .
Her gün sen varsın diye, güzelleşti sıralar, dersler sıkmadı, öğretmenleri sevdim ilk kez ... Hergün varsın diye bu kadar güzel günler, haftalar, seninle bakınca dünyaya anladım ... Hiç kimse bilmez ...
Seni sevdim ben, kendime ait olan dünyada, sen bile bilmeden ... Yağmurlar yağdı, güneş açtı, soğuk oldu ... Bir bardak çaya bastım soğuğu, gözlerime bağışladım yağmuru, ağladım ... Hiç kimse bilmez ...
Bir sabah kapımda gördüm seni, merhaba diyordun solgun yüzünde keder ... Küçük bir zarfın içinde bir kart, ön yüzünde bir resim arka yüzünde şiir ... Bu gelin sensin dedim, peki bu damat kim ... Yüzü öne düştü, cebinden bir mektup çıkardı al dedi, bekleyemedim daha fazla, bu mektubu ben gidince oku ...
Gidince açtım mektubu, Hiç kimse bilmez yazıyordu, sevdalandım ben sana ... Ama gelmeyeceksin anladım, umutlanamam daha fazla ...
Ben onu sevdim 2001 baharında hiç kimse bilmez, bir kuşlar bilir bir de denizler, onlarda söylemez ...
Hiç kimse bilmez sevdalıyım sana ben ... Hanımeli kokulu sokaklardan geçerdin, utanırdım sana bakmaya, gözlerin gözlerime değer de yanar kavrulurum diye ... Kavruldum, hiç kimse bilmez .
Her gün sen varsın diye, güzelleşti sıralar, dersler sıkmadı, öğretmenleri sevdim ilk kez ... Hergün varsın diye bu kadar güzel günler, haftalar, seninle bakınca dünyaya anladım ... Hiç kimse bilmez ...
Seni sevdim ben, kendime ait olan dünyada, sen bile bilmeden ... Yağmurlar yağdı, güneş açtı, soğuk oldu ... Bir bardak çaya bastım soğuğu, gözlerime bağışladım yağmuru, ağladım ... Hiç kimse bilmez ...
Bir sabah kapımda gördüm seni, merhaba diyordun solgun yüzünde keder ... Küçük bir zarfın içinde bir kart, ön yüzünde bir resim arka yüzünde şiir ... Bu gelin sensin dedim, peki bu damat kim ... Yüzü öne düştü, cebinden bir mektup çıkardı al dedi, bekleyemedim daha fazla, bu mektubu ben gidince oku ...
Gidince açtım mektubu, Hiç kimse bilmez yazıyordu, sevdalandım ben sana ... Ama gelmeyeceksin anladım, umutlanamam daha fazla ...
Ben onu sevdim 2001 baharında hiç kimse bilmez, bir kuşlar bilir bir de denizler, onlarda söylemez ...
2 Şubat 2008 Cumartesi
AŞK
Efza'ya
Sonra şarkılar söyledi sevgiliye hüzzam makamında… Makam Aşk’tı, o perdeden konuşunca, kız sustu, sustu söylediği şarkıları dinledi.. Dinlemek kalple olunca, yerküre eridi… Bilinmeyen bir mekan oldu Aşk, sevgililerin gözlerine serildi. Orada kuruldu yeni bir alem, sevgili hükmetti, seven boyun eğdi…
Ben dedim, sana özendim, kimdeyse Aşk gidip almalıyım onu ondan, ekmeliyim göğsümün en nadide yerine, seni koyduğum yere… Aradım her yerde, bir yanımda ağrıyan sen, bir yanımda Aşk isteği .. Eğer ömrü güzelleştiren bir dertse aşk, meyhanelerdedir, dedim.. Fakat kadehlerin parlaklığında, ruhların sıkışmışlığında bulamadım… Bir yanım hayallerin sükutu oldu, bir yanım sen…
Sen varlığımdan beri benimle olan, bakınca hep daha fazlasını beklediğim ve hep daha azıyla yetindiğim… Sen bir yanım -hep ağrıyan yanım- susunca kalbimden dinlediğim, konuşunca illa senden bahsettiğim, sen mor sümbüllerin kokusu, düşüncemin sorusu ve belki aşkın korkusu… Sen varsın diye mi yok Aşk…
Sonbahardı, kuşlardan uzak, yapraklardan uzak… Gittim, bakışında hüzünler bırakarak.. Bir yanımda ağrı, sen… Bir yanımda, acı bir tat.. Bakınca, yalnızlığımdan ekilmiş bir tarla, bir susuzluk, ömrüm çöl olmuş vahanın içinde.. Sözler taşımıyor artık o tınıları, dizeler ahengini yitirdi artık.. Şiirler kelimelerini tanımıyor, kalemler küsmüş kalbe… Bir yanım, cehennemlerde günahkar, bir yanım gidenin arkasından yakılan ağıtlar…
Sevgili şarkılar söyler mi şimdi, hüseyni makamında ? özendiğim Aşk’sa neden bilemedim, ona bakınca ? Dedim bendeymiş Aşk, söküp aldım onu gözlerimle, onun bakışında hüzünler tutsak…
Şimdi ateşler başımda, sevgili benden uzak… Gel bana şarkılar söyle, sanki kerbela’da kalbim, çatlayacak..
Artık benim olsun hüseyni makamı, Sevgili görünceye davamı …
Sonra şarkılar söylendi, suz-i dil makamında… Makam yanmaydı …
Sonra şarkılar söyledi sevgiliye hüzzam makamında… Makam Aşk’tı, o perdeden konuşunca, kız sustu, sustu söylediği şarkıları dinledi.. Dinlemek kalple olunca, yerküre eridi… Bilinmeyen bir mekan oldu Aşk, sevgililerin gözlerine serildi. Orada kuruldu yeni bir alem, sevgili hükmetti, seven boyun eğdi…
Ben dedim, sana özendim, kimdeyse Aşk gidip almalıyım onu ondan, ekmeliyim göğsümün en nadide yerine, seni koyduğum yere… Aradım her yerde, bir yanımda ağrıyan sen, bir yanımda Aşk isteği .. Eğer ömrü güzelleştiren bir dertse aşk, meyhanelerdedir, dedim.. Fakat kadehlerin parlaklığında, ruhların sıkışmışlığında bulamadım… Bir yanım hayallerin sükutu oldu, bir yanım sen…
Sen varlığımdan beri benimle olan, bakınca hep daha fazlasını beklediğim ve hep daha azıyla yetindiğim… Sen bir yanım -hep ağrıyan yanım- susunca kalbimden dinlediğim, konuşunca illa senden bahsettiğim, sen mor sümbüllerin kokusu, düşüncemin sorusu ve belki aşkın korkusu… Sen varsın diye mi yok Aşk…
Sonbahardı, kuşlardan uzak, yapraklardan uzak… Gittim, bakışında hüzünler bırakarak.. Bir yanımda ağrı, sen… Bir yanımda, acı bir tat.. Bakınca, yalnızlığımdan ekilmiş bir tarla, bir susuzluk, ömrüm çöl olmuş vahanın içinde.. Sözler taşımıyor artık o tınıları, dizeler ahengini yitirdi artık.. Şiirler kelimelerini tanımıyor, kalemler küsmüş kalbe… Bir yanım, cehennemlerde günahkar, bir yanım gidenin arkasından yakılan ağıtlar…
Sevgili şarkılar söyler mi şimdi, hüseyni makamında ? özendiğim Aşk’sa neden bilemedim, ona bakınca ? Dedim bendeymiş Aşk, söküp aldım onu gözlerimle, onun bakışında hüzünler tutsak…
Şimdi ateşler başımda, sevgili benden uzak… Gel bana şarkılar söyle, sanki kerbela’da kalbim, çatlayacak..
Artık benim olsun hüseyni makamı, Sevgili görünceye davamı …
Sonra şarkılar söylendi, suz-i dil makamında… Makam yanmaydı …
Kaydol:
Yorumlar (Atom)