5 Şubat 2008 Salı

Hiç kimse bilmez ...

Hiç kimse bilmez sevdalıyım sana ben ... Hanımeli kokulu sokaklardan geçerdin, utanırdım sana bakmaya, gözlerin gözlerime değer de yanar kavrulurum diye ... Kavruldum, hiç kimse bilmez .

Her gün sen varsın diye, güzelleşti sıralar, dersler sıkmadı, öğretmenleri sevdim ilk kez ... Hergün varsın diye bu kadar güzel günler, haftalar, seninle bakınca dünyaya anladım ... Hiç kimse bilmez ...

Seni sevdim ben, kendime ait olan dünyada, sen bile bilmeden ... Yağmurlar yağdı, güneş açtı, soğuk oldu ... Bir bardak çaya bastım soğuğu, gözlerime bağışladım yağmuru, ağladım ... Hiç kimse bilmez ...

Bir sabah kapımda gördüm seni, merhaba diyordun solgun yüzünde keder ... Küçük bir zarfın içinde bir kart, ön yüzünde bir resim arka yüzünde şiir ... Bu gelin sensin dedim, peki bu damat kim ... Yüzü öne düştü, cebinden bir mektup çıkardı al dedi, bekleyemedim daha fazla, bu mektubu ben gidince oku ...

Gidince açtım mektubu, Hiç kimse bilmez yazıyordu, sevdalandım ben sana ... Ama gelmeyeceksin anladım, umutlanamam daha fazla ...

Ben onu sevdim 2001 baharında hiç kimse bilmez, bir kuşlar bilir bir de denizler, onlarda söylemez ...

Hiç yorum yok:

 
Free Hit Counter