
Tanrısallığın simgesi kalbimde,
Geçtiğin yollar kaderimin yolu,
Ey Yusuf atıldığın kuyu bu mu?
Aşkın gücü, arttırıyor çilemi
Bir yangının içine düştüm
Yakıyor bedenimi
Hayalinle Yusuf, kesiyorum bileklerimi…
İn aşk-ı kemâl estü kemâl estü kemâl Vîn akl-i hayâl estü hayâl estü hayâl

O sevgilinin hayali gözlerimi aldı,
Tutsak etti,sardı aklımı ,
Kalbim sarhoş suretinden,
Artık şaraba gerek kalmadı…
Güzel şeyler var mı sevgili olmadan,
Dünya serkeş, bedbaht insanlar
Kimse kurtulamamış mı bu azaptan…
Ey yüreğim dövün, ey bahtsız aşık,
Hakkın budur, başını kaldırma yerden
O gitti, hayali gitmese bile gözlerinden..
Ağlamak Sevgili için olunca dikkat et,
Emin olunmaz, gözlerdeki sellerden.
Sevgili sana sır değil ki,
Yüzüne, kalbine baka baka gider
Onu anlamaz insanlar diye,
Peçenin ardına gizlenip de gider…
Senin kokunla, taşıdığım gül soldu,
Bülbülün de karıştı aklı, gülü unuttu
Dokundu sıkıntıdan terleyen ellerin ellerime,
O vakit gül suyu icat olundu…
Bu ne sevgilidir ki, aşıklardan döşenmiş yolu
Bu ne makamdır ki, gökyüzünde sonu,
Ey şaşkın bırak bana nasihat etme,
Bu akıl, sevgilinin o güzel sesiyle dolu
Hafızdır ki, çoşturmuştur
İçimdeki sessiz ırmağı..
Yargılama, sorma bana,
Aşık olmayan nasıl bilebilir aşıklığı…

Sabah vakti güneş girince penceremden içeri, sen yansıdın duvarlara, nazik bir gül gibi.. Oturup yazılar yazdım sana benzeyen, müzikler dinledim.. Kendimle konuştum, sana en çok benzeyen benim içimdir diye.. Şimdi dedim kim bu Leyla, utangaç yüzünde O’ndan çizgiler, başı düştü öne.. Su istedi, Su benim sırrımdır dedi…
Bu sabah, hayırdır diye uyandım, kulağımda çınlayan dualar senden.. Bu sabah olmasa bir ömür uyanmazdım, kapımda bir feta, müjdeleri ruhumda.. Onun sesi duvarlarıma çizilmiş, Onun gözleriyle gördüm… Leyla renksizmiş, sessizmiş, Sesleri benim sesim, esmerliği benim nefsimmiş…
Bu sabah yüreğimde bir ferahlıkla uyandım, içimde Kal-u Bela’dan bir söz tekrar tekrar söylenmekte..

Rüzgarda ki serinlik,
Varlığı bilinmez bir güzellik,
Leyla bir iz ruhumda,
Hatırası kalu bela’da
Unuttum desem de ona,
Leyla benim gözlerim,
Baktığım da onunla gördüğüm..
Hissettiğimde onunla hissettiğim..
Leyla bir iz ruhumda
Çölden büyük bir vaha,
Alıştım onun çöllerinde yaşamaya…
Öyle bir aşk ki bu,
Gece gündüz aratmıyor…
Uyku gözlerimden uzak onunla,
Hayali başucumda bekliyor..
Binlerce yıldızla aydınlatılmış kalbim,
Onun suretini izliyorum..
Durup düşünecek vaktim yok,
Bütün bir alem olmuş benliğim…
Ey bana bu anı bahşeden..
Kırpışsın kirpiklerin,
Ve yakınlaştır kendine beni,
Senden başkasını görmesin gözlerim…

Sensiz olmazmış,
Deniz o kadar güzel kokmazmış,
Bir yudum yemeğin tadı alınmazmış,
Sensiz olmazmış,
Yürürken ellerim üşüdü diye değil,
Fakat buna da imkan verir vaziyette
Sensiz olmazmış…
Hangi yana baksam sana benziyor,
Kime selam versem senden bahsediyor,
Yürüyorum,
Gece yürüyor içimde..
Duruyorum,
Yalnızlıktan durulmuyor gecede..
Sensiz olmazmış,
Tükenirmiş kalemim yazmazmış,
Uğuldarmış yüreğim…
Sensiz uyumazmış..
Kalbinde bir yer bulabilmek, açılmış çiçeklerle dost, bulutlar kadar ferah… Yosunlar gibi, denizde …

Sen açan ırmak kenarlarında,
Sen yaşayan aşıklarının hayatlarında
Bitmeyen bir masal,
Gerçeklerin kuytularında…
Çığlıklardan alamaz oldum kalbimi,
Ey Leyla, unutma beni
Sen gidişinde kıyametler barındıran
Cehennem ateşi her yanım, yokluğundan
Dönüşün olsaydı gelirmiydin..
Yoksa bırakırmıydın can vereyim azabından…
Susmuş, yüreğimin şiirlerini dinliyorum,
Ay, bu gece daha fazla sen olmuş Leyla…

Bütün şiirlerden beri,
Bütün sevdalar bir masal onun yanında,
Ve her masal ondan bir misal…
Söylendiğinde, söylenen yalan…
Bir gül ki,
Her sevda da biraz kokan…
Akşam olmuş yine dert içimde,
Söylesem şiirlere,
Yazsam ondan bahseden gönül defterine,
Çıksam sokaklara, düşsem peşine…
Gece geçmez sabah olmaz sonra,
Korkarım misaller tükenir masallar olmazsa…
Düşmüş yılgın, ağlamış dünyanın üstüne..
Sebepler bulmuş, hepsi kendince,
Bırakıp gideyim demiş,
Cesareti yok ki içinde…

Bu ölen kim,
Gece vakti kimin salası veriliyor?
Çöllerimin gizli vahası,
Şiirlerimi gözlerine adadığım şairin leyla’sı..
Bitip tükenmez yangınlarımdan uzakta,
Hayatının yabancısı..
Sözlerim sen olmadan kurulmaz oldu,
Kalbimin okkası kurudu, içimde senden,
Eşiz bir medeniyet kuruldu..
Dudakların katlimde kanımdı,
Sabaha karşı bir gece,
Fermanın geldi, yüzüme okundu..
Şimdi kurumuştur bütün vahalarda çiçekler,
Unutmuştur sevmeyi şairler..
Yatsıdan sonra,
Kalp mescidine çıktı leyla…
Sildi gözyaşlarını, açtı AŞK’ın kitabını,
İlk kez okundu,
“Nun kaleme ve yazdıklarına and olsun”
Diye bir sala…

Kimseler yokken düşünürüm seni,
sessizliğin içinde.. Biten gecenin sonunda,
hüzün mezesiyle..
Madem ki Aşk en güzel şarap…
Yanmış, yakılmış gönüllerde ararım seni,
gözyaşlarının serinliğinde
yaşanan aşklarda. Turuncu bir çizgi olunca ufuk..
Ayetler düşüpte aklıma,
anarım seni…
Işıkları açıp söylerim şarkını, tahir buselik makamında..
Şiirler sensin içimde hep
Ve aşkın o kadim beste..

Önce bir kuş uçar, yavaş yavaş okunur kitabı dünyanın.
Bir yıldız kayar, sürüklenir umutlar…
Kalbin kalemiyle yazılır, aklının gökyüzüne,
Aşk böyledir işte…
Sonra yağmur olur zaman doldurur heryeri, kapılır gidersin..
Çimenler biter, çiçekler açar, çocuklar büyür,
Sevda başkadır hasretle,
Zaman geçer, devinir kederinle…
Hayat bir andır, işte şu geçip giden alemde..
Zorlanırsın, kabul etmezsin,
Ağırdır nefsine.
Elinden hiç bir şey gelmez,
Çare bulamadı buna hiç kimselerde…
Düşünmek yara olur önce, sonra kalmak istersin dünyada,
Toprak olacaksa bu beden eğer, ruhum kalsın geriye…
Birden anlarsın herşeyi, hepsi yerli yerine oturur,
Çiçek dersin, böcek dersin böyle bilindi şimdiye
Ve böyle bilinsin istersin yinede..
Önce bir kuştur, dağıtır bulutlarını ruhunun,
Sonra güneş olur, içinde kelebekleri uçurur…
Bakarsın yüzüne, yüzü aydınlık,
Sorarsın ruhuna, ruhun güneşin bir renginden binbir ışık..
Cevabın olur Aşk..

İnsanların içinde yürüyordu
Sanki melekliğinden habersiz
İlgisini çekiyordu her şey
Kalabalığın içinde bir o, bir ben kimsesiz
Yalansızdı bakışı
Gözleri değince gözlerime
Ben onun ağında bir balık, titredim
O ilgilenmedi düşkünlüğümle
Oturduğum yerden kalktım
Karışmalıydım kalabalığa
Aklım şaşkın, ruhum şaşkın
Bir ömürlük sevda sığdı, birkaç dakikaya
Neyzen ver yüreğini nefesine,
Kudüm vursun,
Söylensin Aşk dize dize…
...
Madem can girmiş ten kafesine,
Ey bülbül ne dediysen güle, yakarışın bendendir.
Aşk, canın da içindekine…
...
Şiirler olsa da dökülse yüreğim,
Şarkılar olsa da bulunsa nağmelerde..
...
Şimdi Leyla olup çıkarsın karşıma,
Çöle sürüklersin beni, etme
Aşk alır beni, sonra kaysı ararsın Mecnunda..
...
Kalbim, Aslı gibi suret arasa,
Suretten korkupta kerem gibi yansa…
Söylenmiş bütün sözler boş
Yazılmış bütün masallar yalan
Ey güzel gözlü peri
Ey sevgili
Senden önce hiç dünya dönmedi…
Yakılmış ateş bu gecede
Bütün dertler gitmiş bedenle
Bu Aşk’sa Aşk’tır, yoksa yokolsun her şey
Beni bırakın yalnız, sevgilinin gözlerinde
Ellerim ne kadar da uzakmış kalbime
Bir zaman, bir lahza dinse şu fırtına
Açılsa gökyüzü gibi, kalbim orta yere…
...
Şimdi kalemi bırakıyorum elimden,
Yazarsa kalbim yazsın,
Yazmazsa yoktur bu işte kaybeden…
Gittiğimde
Pencerede bir sevgili bıraktım,
Ve seven bir baba
Hayat kimsenin bildiği gibi değildi…
Yalnız yaşıyordun ne kadar yaşıyorsan
Sevmek,
Kimi zaman dinlemektir..
Kelimelerin anlamları olmasa bile,
Bazen de önemlidir, kelimeleri nasıl dizdiğin…
Giderken,
Kendimi kurtarmıştım, girdabına kapıldığım
Korkulardan,
Bir kız bırakmıştım, pencerede
Kalbimde ki gülü gibi solan…
Sevmek,
Ona karşı bir şeyler yapmak olur bir zaman
Ve daima affedilmeyi beklemek,
Yitip giden yıllara bakmadan…
Bir gece bir kız bırakmıştım, birde babamı
Öyle güzeldi ki yıldızlar ve yorgundum ve kimsesiz,
Yıllar sonra döndüğümde anladım
Babammış hayatımdaki en büyük aziz…