29 Ekim 2009 Perşembe

ÖYKÜNME (ŞİRAZİ İÇİN)

O sevgilinin hayali gözlerimi aldı,

Tutsak etti,sardı aklımı ,

Kalbim sarhoş suretinden,

Artık şaraba gerek kalmadı…



Güzel şeyler var mı sevgili olmadan,

Dünya serkeş, bedbaht insanlar

Kimse kurtulamamış mı bu azaptan…


Ey yüreğim dövün, ey bahtsız aşık,

Hakkın budur, başını kaldırma yerden

O gitti, hayali gitmese bile gözlerinden..

Ağlamak Sevgili için olunca dikkat et,

Emin olunmaz, gözlerdeki sellerden.


Sevgili sana sır değil ki,

Yüzüne, kalbine baka baka gider

Onu anlamaz insanlar diye,

Peçenin ardına gizlenip de gider…


Senin kokunla, taşıdığım gül soldu,

Bülbülün de karıştı aklı, gülü unuttu

Dokundu sıkıntıdan terleyen ellerin ellerime,

O vakit gül suyu icat olundu…


Bu ne sevgilidir ki, aşıklardan döşenmiş yolu

Bu ne makamdır ki, gökyüzünde sonu,

Ey şaşkın bırak bana nasihat etme,

Bu akıl, sevgilinin o güzel sesiyle dolu


Hafızdır ki, çoşturmuştur

İçimdeki sessiz ırmağı..

Yargılama, sorma bana,

Aşık olmayan nasıl bilebilir aşıklığı…

21 Ekim 2009 Çarşamba

LEYLA YOLLARINDA















Yollarıma çıkar leyla..

Uykularımın köşe başlarında..

Sureti belirsiz, nurdan her bir uzvu,

Sarhoş eder beni saçlarının kokusuyla…


Yollarımı keser Leyla..

Elinde Aşkla bilenmiş bir kılıç,

Zalimliğim senden uzaklaşmamda,

Vur öldür, kazancım feda olmak olsun sana…

18 Ekim 2009 Pazar

SEMAZEN..

















Yüreğinde birikti bunca şey
Ve işte çizdin, yüzümün şeklinde
Şimdi yoldaşın olmuş bir kudüm, birde ney,
Aşk'a dokunuyorsun durmadan
Dokunuyorsun ben döndükçe, en derininde...

13 Ekim 2009 Salı

SEVGİLİ...
























Bakışı ruhuma selam,

Duruşu kalbe feyezan..

Hatıramdır Kal-u Beladan…

9 Ekim 2009 Cuma

Kudümden..
























Kudüm ses verdi aşktan,

Aşıklar koptu geldi O nurdan,

Anladım ki, cehennem değil,

Cennet hiç değil, bedenimi yakan…

7 Ekim 2009 Çarşamba

İşte O AŞK
























Sabah vakti güneş girince penceremden içeri, sen yansıdın duvarlara, nazik bir gül gibi.. Oturup yazılar yazdım sana benzeyen, müzikler dinledim.. Kendimle konuştum, sana en çok benzeyen benim içimdir diye.. Şimdi dedim kim bu Leyla, utangaç yüzünde O’ndan çizgiler, başı düştü öne.. Su istedi, Su benim sırrımdır dedi…

Bu sabah, hayırdır diye uyandım, kulağımda çınlayan dualar senden.. Bu sabah olmasa bir ömür uyanmazdım, kapımda bir feta, müjdeleri ruhumda.. Onun sesi duvarlarıma çizilmiş, Onun gözleriyle gördüm… Leyla renksizmiş, sessizmiş, Sesleri benim sesim, esmerliği benim nefsimmiş…

Bu sabah yüreğimde bir ferahlıkla uyandım, içimde Kal-u Bela’dan bir söz tekrar tekrar söylenmekte..

5 Ekim 2009 Pazartesi

Öylesine...



















Yol gelmiş sana götürmüş, dikensiz güllerle kokulamış, en güzel şaraplarla yıkamış.. Sarhoşluğun olmuş O Leyla, almış koynunda saklamış, bilmediğin ne varsa anlatmış.. Uyanmışsın sanki cennetten bir bahçe, içinde şiirlerden dizeler, sözlerden kelimeler.. Ayıklığın sarhoşluktan daha mestane..
 
Free Hit Counter